İsrailli heyet mensupları: 1) İmar Bakanı yardımcısı Eyüp Kara (Necef ve Celile için Kalkınma ve İmar Bakanı Yardımcısı; Başbakan Benjamin Netanyahu’ya en yakın Musevi olmayan kişi; Museviler, Müslümanlar, Hıristiyanlar ve diğer tüm dinler arasında güçlü ve sıcak bir ilişki kurulması hedefine sahip)
2) Haham Yeshayahu Hollander (Kudüs Musevi Hahamlar Meclisi Sanhedrin, Beni Nuh Mahkemesi Başkanı)
3) Haham Ben Abrahamson (Kudüs Musevi Hahamlar Meclisi Sanhedrin’in İslam konusunda danışmanı)
4) Efraim Lahav (Başbakanlık ofisinden kıdemli strateji danışmanı; Kudüs Akademik Biriliği yönetim kurulu başkanı)
5) Dürzi topluluğu lideri Şeyh Ameen Kablan
6) Ortodoks Hıristiyan lider Rahip Hurrian Dimitri
7) Bedevi lider Sn. Ataf Krinawi
8) Samaritlerin lideri Sn. Japhet Tsedaka (Yefet Zadka)
Ülkemizin güneydoğusunda yaşanmakta olan terör sorununa Adnan Oktar'ın eserlerinden kesin çözüm. Yangını söndürmek için bölücü örgüt PKK'nın gerçek yüzünü iyi anlamak ve bu hareketin adını doğru koymak gerekir. Bugün ülkemizin güneydoğusunda yaşanan PKK terörü gerçekte komünist terörün ta kendisidir. Adnan Oktar eserlerinde PKK'nın komünist bir terör örgütü olduğunu anlatıyor ve komünizm, terör gibi toplumsal sorunlara kesin çözümler sunuyor.
Allah'ın Kuran'da bildirdiğine göre, tüm insanlık, Allah'a iman edenler ve etmeyenler olarak iki gruba ayrılmıştır.
İman eden kişi Allah'ın sonsuz kudretinin farkındadır: Kendisini ve tüm diğer varlıkları O'nun yarattığını, her şeyin O'nun kontrolünde olduğunu, Rabbinin gücünün her şeye yettiğini ve tüm mülkün O'na ait olduğunu kavramıştır. Bu dünyanın geçici bir yurt olduğunu ve burada yaptıklarının hesabını ahirette Allah'a vereceğini de bilmektedir.
Bu filmlerin amacı, dinle yeni tanışan kişilerin aklına gelebilecek bazı sorulara Kuran ayetleriyle cevap vermek, iman edenlerin bu konulardaki bilgilerini tekrar hatırlatmaktır.
Belgeselimizin bu bölümü de aynı isimle yayınlanan bir nıolu belgeseldeki gibi büyük İslam âlimi Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde verdiği bilgilerden yola çıkarak hazırlanmıştır. Belgeselin bu bölümünde Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne gelişi ve Deccal'in aleyhteki çabalarını nasıl etkisiz hale getireceği konusu ve Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışı ele alınmaktadır. Hz. Mehdi’nin kişisel özellikleri, üstleneceği görevler ile İslam ahlakını nasıl yaşanır hale getireceği de belgeseldeki diğer konulardır.
Allah insanlar için din olarak İslam'ı seçip beğenmiş ve insanların yaşayabilmesi için din ahlakını çok kolay kılmıştır.
İslam dini, insanın yaratılışına en uygun olan dindir.
İslam dini , insanları kısıtlayan, sınırlayan ve onlara zorluk getiren her türlü ağır yükü üzerlerinden kaldırır. Yüce Rabbimiz, Kuran'da insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini bildirmiş ve yanlış tavırların neler olduğunu açıklayarak bunlardan kaçınmaları için onları uyarmıştır. Yalnızca Allah'a güvenip dayanan, O'nu dost edinen ve O'nun buyrukları doğrultusunda yaşayan bir insanın hayatında dünyevi korkulara, endişelere ve sıkıntılara yer yoktur.
Eğer kişi yaratılışına uygun olarak iman eder ve Allah'ın emirlerine uygun yaşarsa, hem ahireti için güzel bir yaşam kazanmayı umut edebilir, hem de dünya hayatında en rahat, en konforlu, maddi ve manevi olarak en sağlıklı yaşam biçimini seçmiş olur.
Kıyamet günü, dünya hayatının hatta tüm kainatın son günüdür, ama aynı zamanda da ahiretteki sonsuz yaşamın başlangıcıdır. O gün, insanların tümü yeni bir diriliş ile dirilecektir. Dünyadaki yaşamlarında Allah'a ve ahiret gününe inanmış olanlar cennette ağırlanırken, inkar edenler cehenneme sevk edileceklerdir. Bu insanları Allah yolunda güzel amellerde bulunmaya sevk edecek, ahiret inancına yöneltecek ve Allah'a yakınlaşmasına bir yol olacaktır.
İnsanın önünde ortalama altmış-yetmiş yıllık kısa bir ömür vardır. Ve bu ömür tıpkı bir kum saatinde olduğu gibi hiç durmadan akar. Ve her insan ahirete doğru sürekli bir geri sayım içinde yaşar. Dünya, Allah'tan korkup sakınanlarla, O'na nankörlük edenleri ayırt etmek için hazırlanmış bir imtihan yeridir. Bu nedenle insanlar, imanlarının ortaya çıkması için türlü şekillerde denenmektedirler. Sonuçta Allah'ı hakkıyla tanıyıp, takdir edebilenler inkarcılardan ayrılacak ve kurtuluşa ereceklerdir. Kuran'da ahiret hayatı "asıl hayat" olarak bildirilmiştir. Bu ifade, dünya hayatında gerçek sanılan her şeyin, sanılandan çok daha farklı olduğunu ortaya koymaktadır. Dünyada insanların bir ömür boyunca peşinden koştukları metalar, elde etmeye çalıştıkları tüm zenginlikler, ahiret ile kıyaslandığında "asıl" değil "sahte" olandır. Her insan, sonunda Allah'a döndürülecek ve ahirette her şeyin aslıyla karşılaşacaktır.
Yürümek bizim için her zaman çok basit bir işlem olmuştur. Yürümeye başlamadan önce hiçbir zaman kendimize "acaba adımımı hangi açıyla atmalıyım", "şöyle basarsam dengemi kaybeder miyim", "ayağımı çok kaldırırsam düşer miyim" gibi sorular sormamışızdır. Ancak bizim rahatlıkla başardığımız “yürüme hareketi” gerçekte son derece kompleks bir sistemin işlemesi sonucunda gerçekleşir.
Yürüme ve hareket kabiliyeti insan vücudunda en ince detayına kadar özel olarak tasarlanmıştır. Yalnızca insanda değil bütün canlılarda, yürümek için yaratılmış olan sistemler tüm özellikleriyle Allah'ın yaratma sanatındaki sonsuz kudreti bizlere göstermektedir.
Bu film attığınız her adımda ne kadar büyük bir mucizenin gerçekleştiğine şahit olmanızı ve üstün güç sahibi Rabbimiz'e sürekli şükretmenizi sağlayacak.
Alabildiğine yeşil ormanlar, rengarenk çiçekler, coşkun şelaleler, heybetli yüksek dağlar, sarı bozkırlar, engin denizler ve sayamadığımız daha pekçok güzellik Allah’ın insanlar için yarattığı eşsiz eserlerdir. Bütün bu güzel nimetler insanların hizmetine sunulmuş ve şükretmelerine vesile kılınmıştır.
Fakat insanı şükretmekten alıkoyan, sürekli boş ve asılsız vaatlerle onu kandırıp Allah’a isyan ettirmeye çalışan büyük bir düşmanı vardır. Bu düşman onun hem bu dünyada hem de ahirette sıkıntılı bir hayat geçirmesini isteyen ve bunun için harcadığı çabayı kıyamete kadar aralıksız olarak sürdürecek olan bir düşmandır.
Her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş bu düşman, insana pisliği, kötülüğü, acımasızlığı, ahlaksızlığı makul göstermeye, bunların var olduğu bir ortamı meşru kılmaya çalışır. Bu amaçla kendisine, içinde bütün sapkın fikirlerinin bulunduğu tehlikeli bir öğreti oluşturmuştur. İşte bu azılı düşman, Allah’ın huzurundan kovulmuş olan şeytandır. Onun kanlı ve tehlikeli öğretisi ise Satanizm’dir.
Fosiller çok uzun zaman önce yaşamış olan canlıların günümüze ulaşan kalıntıları ya da izleridir.
Yeryüzünde binlerce yıllık fosiller olduğu gibi, milyonlarca, hatta yüz milyonlarca yıl önce yaşamış canlılara ait fosiller de vardır.
Fosil kayıtlarına baktığımızda, canlıların bugün nasıllarsa yüz milyonlarca yıl önce de aynı olduklarını, yani hiçbir evrim geçirmediklerini görürüz.
En eski çağlarda bile canlılar bugünkü benzerleriyle aynı mükemmel ve üstün özelliklere sahip olarak, kompleks yapılarıyla bir anda yeryüzü sahnesinde belirmişlerdir.
Bu durum ise şu kesin gerçeği göstermektedir: Canlılar, evrim teorisinin hayali süreçleriyle oluşmamış, Allah onları bir anda yaratmıştır.
Bu filmde, milyonlarca yıllık taşlaşmış fosillerden bazılarını yakından tanıyacak ve bu fosillerin, "Biz buradayız, tesadüfen oluşmadık, yaratıldık, yüz milyonlarca yıl önce de aynıydık” dediklerine şahit olacaksınız.
Teknoloji, mühendislik, kollektif çalışma, iletişim ağı, fedakarlık, disiplin, askeri strateji, şehir planlaması... Bu özellikleri yalnızca insanlara ait zannedebilirsiniz. Oysa saydığımız bu özellikler çok küçük bir canlıya karıncaya aittir. İşte bu filmde karıncaların bu ve bunlara benzer birçok şaşırtıcı ve mucizevi özelliklerini izleyeceğiz. Bu küçük canlıların başardıkları işleri yakından incelediğiniz zaman, Allah’ın canlılar üzerindeki hakimiyetine çok daha yakından şahit olacaksınız.
"Kainattaki Kusursuzluk Tesadüf Değil" olarak isimlendirdiğimiz bu belgeselde, kendilerini tesadüf çıkmazının içine sokarak, çevrelerindeki tasarım harikalarını ve yaratılış delillerini inkar edenlerin, kendilerini ve içinde yaşadıkları evreni yaratan Allah'ın apaçık olan varlığını kabul etmemek için ne tür bir mantık bozukluğu içinde olduklarına hep beraber şahit olacağız.
Yeryüzünde yaşayan bütün Müslümanlar, Allah'ın varlığına ve birliğine, meleklerine, Kitaplarına peygamberlerine ve ahiret gününe iman etmiş, aynı ortak değerlere gönül vermiş insanlardır.
Müminleri birbirlerine yakınlaştıracak ve kaynaştıracak olan bu ortak değerlerin en önemlilerinden biri de Allah'ın adının yüceltildiği mübarek mekanlar, mescidlerdir.
İslam tarihinde çok önemli yeri olan üç büyük mescid vardır:
Mekke'de Kutsal Kabe'nin etrafında yer alan Mescid-i Haram, Kudüs'teki Mescid-i Aksa ve Medine'deki Mescid-i Nebevi...
Bu üç büyük mescid İslam tarihinde çok önemli olaylara ev sahipliği yapmıştır.
Bu mescidleri ve etraflarındaki mübarek beldeleri ziyaret ederken Müslümanların şevk ve heyecanları artar, hamiyet duyguları kabarır, kardeşlik bağları güçlenir, bu mekanların ziyareti Yüce Allah'a yakınlaşmaya vesile olur.
Bu belgeselde bu üç kutlu mekanın tarihini ve özelliklerini izleyeceksiniz.
Kapkaranlık puslu bir dünyada yaşamak nasıl olurdu hiç düşündünüz mü? Renklerin olmadığı, her şeyin siyah ve gri olduğu bir ortam... Şüphesiz böyle bir hayat insanlar için çok büyük bir azap olurdu. Ancak yeryüzü rengarenktir. Dünyanın her köşesi birbiriyle uyum içinde yaratılmış, gözalıcı renklerle bezenmiştir. Yemyeşil ormanlar, masmavi sular, ihtişamlı dağlar ve uçsuz bucaksız denizler... Tüm bunları Allah yaratmıştır. Akıl ve vicdan sahibi bir insan çevresine baktığında bu gerçeği kolaylıkla görebilir. Çünkü Allah yarattığı her şeyi Kendi Zatı'nı tanımamız ve üzerinde düşünmemiz için var etmiştir. Allah’ın ilmi her yeri kuşatmıştır. Bu filmde Allah’ın insanlar için yarattığı en güzel nimetlerden biri olan renkler ve Allah’ın yeryüzündeki renk sanatı incelenmektedir.
Allah, bundan 14 asır önce, insanlara yol gösterici bir kitap olan Kuran-ı Kerim'i indirdi. Tüm insanlığı kurtuluşa ermeye davet etti. İndirildiği günden kıyamete dek, insanlığın yegane yol göstericisi de bu son İlahi Kitap olacaktır. Kuran'ın eşsiz üslubu ve içerdiği üstün hikmet, onun Allah'ın sözü olduğunun kesin bir delilidir. Bunların yanısıra, Kuran'ın Allah Katından indirildiğini ispatlayan pekçok mucizevi özelliği de vardır. Bu özelliklerden biri, ancak 20. yüzyıl teknolojisiyle eriştiğimiz bazı bilimsel gerçeklerin 1400 yıl önce Kuran'da bildirilmiş olmasıdır. Elbette ki Kuran bir bilim kitabı değildir, fakat çeşitli ayetlerinde son derece özlü ve hikmetli bir anlatım içinde aktarılan bazı bilimsel gerçekler, ancak 20. yüzyıl teknolojisiyle keşfedilmiştir. Kuran'ın indirildiği dönemde bilimsel olarak saptanması mümkün olmayan bu bilgiler, günümüz insanına Kuran'ın Allah sözü olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır.
Sayın Adnan Oktar'ın, röportajlarından Yahudiler, Hıristiyanlar ile Müslümanların ortak inanç esaslarına, ibadetlere, ahlaki değerlere ve ortak düşmanlara sahip oldukları Kuran ayetleri, İncil ve Tevrat açıklamaları ışığında anatımlarını içeren bölümler. Sayın Adnan Oktar, Yahudileri, Hıristiyanlar ile Müslümanları, ortak amaçlar doğrultusunda birleşmeye, ateizme, din düşmanlığına ve sosyal ve ahlaki dejenerasyona karşı birlikte mücadeleye ve el ele vererek güzel ahlakı yeryüzüne yaymaya davet etmektedir.
Yeryüzündeki tüm canlılara ihtiyaçları olan özellikleri veren, onlara neler yapmaları gerektiğini ilham eden kısacası onları yaratan, sonsuz akıl ve ilim sahibi bir Yaratıcı vardır. Sayısız delilini gördüğümüz bu benzersiz aklın ve sınırsız ilmin sahibi, hiç kuşkusuz tüm alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Allah bir ayetinde şöyle emretmektedir:
Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp düşünmez misiniz? (Nahl Suresi, 17)
Bu filmde, Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı milyonlarca delilden bazı örnekler izleyeceksiniz.
Tarih boyunca yaşamış olan inkarcıların önde gelenlerinden biri...
Firavun...
Firavun; varlık içinde şımarmış, kibirli, alaycı, vicdan, merhamet, hoşgörü gibi insani tüm vasıflardan yoksun biridir.
Bu nedenle de halkına, hiçbir rahatsızlık duymadan acımasızca eziyet edebilmiştir.
Cehaletinin bir neticesi olarak üstünlüğü sadece mal ve güç zenginliğinde arayan, bunlara sahip olmayanları kendince aşağılayan Firavun, yaptıklarının sonucunu görülmemiş bir aşağılanma ile almıştır.
Firavun sulara gömülmüş, ancak bu belgeselde de görüleceği gibi “Firavun karakteri” tarih sahnesinden hiç silinmemiştir!…
Merhamet sözcüğü, Arapçada "reheme" kökünden gelir ve "acımak, esirgemek, şefkat göstermek, affetmek, bağışlamak" anlamlarında kullanılır. Rabbimiz'in Rahman ve Rahim sıfatları da merhamet kelimesi ile aynı kökten gelirler. Bu filmde müminlerin hayatlarının her anında Rabbimiz'in Rahman ve Rahim sıfatlarının tecellilerine şahit oldukları anlatılmakta ve bunun için sürekli hamd etmeleri gerektiği de hatırlatılmaktadır.
Yecüc ve Mecüc’ün kim oldukları, ne zaman ve ne şekilde ortaya çıkacakları, özellikleri asırlardır büyük bir merak konusudur.
Yecüc ve Mecüc hakkında bugüne kadar birçok kitap ve makale yazılmıştır. Ancak, şüphesiz ki bu konu hakkında en doğru bilgileri Kuran ayetlerinden, Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem)’in hadislerinden ve değerli İslam alimlerinin eserlerinden edinebiliriz.
Bazı kuşlar zekaları ve çeşitli kabiliyetleri ile dikkat çekerler. Bu filmin konusu da papağanlar, ötücü kuşlar ve sinek kuşları gibi ses taklidi yapabilen kuşlardır. Birçok insan, söz konusu kuşların konuşma yeteneklerini duymuş, hatta televizyonda görmüş veya canlı olarak şahit olmuştur. Ancak bu canlıların "konuşabilmeleri"nin ya da "sesleri taklit edebilmeleri"nin nasıl büyük bir mucize olduğunu, bu canlıları Allah'ın ne kadar kusursuz sistemlerle yarattığını düşünmemiş olabilir. İşte bu filmde söz konusu canlıların konuşma ve ses taklidi yeteneği ile donatılmasının yaratılışın sayısız mucizelerinden biri olduğu anlatılmakta, aynı zamanda bu yeteneğin evrim teorisinin iddialarını nasıl geçersiz kıldığı açıklanmaktadır.